Sadece Gerçekler!…

Eski Gazeteler, Yeni yayımlar, Köşe yazıları

11 Eylül 1953 – Milliyet – İrticai faaliyetlere karşı mücadele devam ediyor haberi

11 Eylül 1953 – Milliyet – İrticai faaliyetlere karşı mücadele devam ediyor haberi


Şimdi de işgalci mi olduk? – Ahmet KEKEÇ

Şimdi de işgalci mi olduk? – Ahmet KEKEÇ

Kemal Kılıçdaroğlu, Sosyalist Enternasyonal’de altına imza attığı bildiriyle, PKK’nın meşru bir “direniş örgütü” olduğunu tescil ve ilan etti.

Hayırlı uğurlu olsun…

Bu durumda “Türkiye Cumhuriyeti Devleti”, ülkenin güneydoğusunda “işgalci” bulunuyor. Yine bu durumda, işgale direnmek, yani karakol basmak, hamile Kürt kadınlarını öldürmek, metropolleri ateşe vermek, farklı düşünen Kürt aydınlarını ölümle tehdit etmek ve bazılarını öldürmek, PKK açısından “doğal hak ve meşru müdafaa” sayılıyor.

Bu da hayırlı uğurlu olsun…

Kimse bundan sonra BDP’lilere, “Teröre mazeret üretiyorsun, örgüt faaliyetlerini meşrulaştırıyorsun, terörle arana mesafe koymuyorsun” diye çıkışmasın…

Kılıçdaroğlu’nun gördüğü “hizmeti” (!) BDP bile göremezdi. Hatta, PKK bile göremezdi…

Fakat, merakımı muciptir:

Büyük bir cesaret örneği göstererek, PKK’dan FKÖ tipi bir “direniş örgütü” yaratan ve altına imza attığı bildiriyle bunu dünyaya ilan eden Kılıçdaroğlu, neden aynı cesareti (hatta celadeti) “Dersim’deki kıtal” konusunda sergileyemiyor?

Halaoğlu Hüseyin Aygün bu duruma ne diyor?

Ben bu ahlakla baş edemem.

Ahmet KEKEÇ – 11.09.2012 / STAR

 

Ayrıca bakınız: http://haber.stargazete.com/yazar/simdi-de-isgalci-mi-olduk/yazi-687855


Bir “BİR GÜN” Saçmalığı Daha: “BİLİMİN RUHUNA EL FATİHA!”

Bir “BİR GÜN” Saçmalığı Daha: “BİLİMİN RUHUNA EL FATİHA!”

Geçtiğimiz Mayıs ayında da Birgün yazarı Koray Çalışkan, yazısında ‘Kur’an’ın Arapların ortaya çıkardığı şiir kitabı’ olduğunu iddia etmişti. Çalışkan: İslamcılık böyledir işte. Yüzlerce yıl öncesinin Arap kabileleri toplumunun ortaya çıkardığı bir şiir kitabının peşinden siyaset peydahlayacaksın, sonra ben kabile şefi değilim diyeceksin.

 


Dahi san’atkarın kafası mezarından çıkarıldı

5 ağustos 1935 tarihli Cumhuriyet gazetesinden alıntıdır:

Dahi san’atkarın kafası mezarından çıkarıldı.

Süleymaniyede büyük Türk mimarı Sinanın mezarında araştırmalar yapılmış, Mimar Sinanın kafatası çıkarılmıştır. Koca Mimarın kafatası sağlam ve bozulmamış olarak bulunmuştur.

Koca dâhinin kafatası üzerinde yapılan tetkikat, büyük Mimarın yalnız kültür itibari ile değil, ırk noktasından da Türk olduğunu göstermiştir.

Türkler ırk itibari ile Brakisefal, yani yassı yuvarlak kafalıdır. Mimar Sinanın kafasının muayenesinde bu büyük başın da Brakisefal olduğu meydana çıkmıştır.

Mimar Sinanın kafatası Antropoloji Müzesinde muhafaza edilecektir.

Kültür Bakanlığının bir tamimi:

Ankara 3 – Kültür Bakanlığı bütün öğretmenlere bir tamim göndererek eski mezarlardan çıkacak olan Selçuk, Danişman oğullarına aid kafataslarını İstanbulda Antropoloji Müzesine göndermelerimi bildirmiştir.

Not: Antropoloji Müzesi faaliyete geçmemiştir. Kurulmamıştır. Peki neden böyle bir şey yapıldı?

Araştırma, Batılıların Brakisefal kafatasına sahip olduğu ve Türklerin de bu kafatasına sahip olduklarını, aslında Avrupa’yı örnek alarak yanlış bir şey yapmadığımızı kanıtlamak içinmiş!

 


Yetiminin yemin törenine alınmadı

Yetiminin yemin törenine alınmadı

Şehit haberlerinin arttığı şu günlerde yaşananlara bakın. Türkiye yine bir başörtüsü zulmü ile karşı karşıya. PKK terör örgütü ile yapılan mücadelede millet şehitlerine ağlarken, Mehmetçik anaları ise sadece ve sadece başörtüsü ve kıyafetleri yüzünden yemin töreni alanlarına alınmıyor. Ankara’da oğlunun yemin törenine gelen aile çarşaflı oldukları gerekçesiyle yemin töreni alanına alınmadı.

“Oğlumu babasız büyüttüm”

İçeri alınmadıkları için son derece üzgün olduğunu belirten Mehmetçik anası Nebiye Yıldız, yaşananlara adeta isyan etti. Yıldız, “Oğlumun yemin törenine katılmak için, o kadar yol geldik. Ancak içeri alınmadım. Ben oğlumu babasız büyüttüm. Yemin törenine katılmak hakkım değil mi? Siz gelmeden çok şey söyleyeceğimi düşünüyordum. Ancak üzüntümden daha fazla konuşamayacağım” dedi. Öte yandan Mehmetçik’in ablası Fatma Kılıç ise, “Oradaki yüzbaşıya sorduk orduyu mu bağlıyor yoksa buraya özgü bir durum mu? ‘Genelge kalktı ancak buraya özgü bir şey’ dedi” şeklinde konuştu. (daha&helliip;)


Ders değildir beyin yıkamadır – Engin ARDIÇ

En dandik dersti… Hem öğrenci açısından, hem öğretmen açısından… Kimse ciddiye almazdı, ne hoca ne öğrenci… En önemsiz dersti, gerek lisede, gerek üniversitede…
Hani, ilkokulun “diş koruma“, “hayat bilgisi“, ortaokulun “resim- iş“, lisenin “milli güvenlik” ya da “beden eğitimi” dersleri gibi.
Devrim Tarihi dersi… Sonradan Kenan Efendi işin suyunu çıkarmış, sabahları hap kadar çocuklara zorla söyletilen “and” metnine kendi kafasına göre birtakım paragraflar eklettiği gibi, 19 Mayıs’ı yalnız Gençlik ve Spor Bayramı değil aynı zamanda “Atatürk’ü Anma Bayramı” yaptığı gibi, bu dersin adına da “Atatürk ilke ve inkılapları” falan diye birşeyler ilave ettirmiş…
İnkılap” tabii, aman devrim demeyelim, kötü çağrışımlar yapar, neme lazım!
Bu bir ders falan değildir.
Bu bir ideoloji propagandası saatidir.
1960 darbesinden sonra İstanbul Radyosu’na zorla konulan “gençlik saati“, “ordu saati” gibi programlardan biri. (Yaşı tutanlar şimdi “aaa” diyecekler, sahi yahu, radyoda böyle programlar vardı altmışlı yılların başlarında…)
Bu derste yakın tarihimiz öğretilmez.
Bu derste beyin yıkanır.
Fakat ne hoca ne de öğrenci bu “çakma dersi” ciddiye aldığından, şöyle ağız tadıyla beyin de yıkanamaz istenildiği gibi, yalnızca vakit ziyan edilir.
En kolay derstir, notu da hazırdır, tam not. “Averaj” dersi kabul edilir. Her Türk gencinin doğuştan asker olması gibi her Türk genci doğuştan Atatürkçü de varsayıldığından, bu dersten düşük, hele kırık not almak mümkün değildir.
(daha&helliip;)


Varlık vergisini vermeyen 17 kişi – 1943 – Cumhuriyet

Varlık vergisini vermeyen 17 kişi toplama kampına sevk edildi. Haciz muamelelerine de dün başlandı.

1943 – Cumhuriyet


Derebeyliğin son ocağı da yok ediliyor! – 17 Haziran 1937 – Son Posta

Derebeyliğin son ocağı da yok ediliyor!

Türk camiasının her bucağında olduğu gibi, Tuncelinde de yeni ruh, medeniyet ve terakki ruhu hakim olacaktır.

Asiler sıkı bir çember içine alındılar.

Tuncelinde kahraman kuvvetlerimiz vaziyete hakimdir, asiler sığındıkları sarp dağlarda imha ediliyorlar.

17 Haziran 1937 – Son Posta

 


Cemil KOÇAK: Resmi tarihe meydan okuyorum

Cemil KOÇAK: Resmi tarihe meydan okuyorum

Yakın dönem siyasi tarih üzerine çalışan Prof. Dr. Cemil Koçak son kitabı Muhalif Sesler’de tarihte duymakta güçlük çektiğimiz muhalefetin sesine kulak veriyor. İktidarın kontrol etmek için izlediği, kaydını tuttuğu muhalefetin belgelerde izini sürüyor.

Prof. Dr. Cemil Koçak, yakın dönem siyasi tarihi üzerine çalışmalarını sürdüren çalışkan bir akademisyen, ‘ezber bozan’ bir tarihçi. Sabancı Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak görev yapıyor. Son yıllarda yayımladığı kitaplarda ve makalelerinde “resmî ideolojinin geçmişe ait bilginin karanlık noktalarını hiç söylemediğini ya da çarpıtarak söylediğini” belgeleriyle ortaya koyuyor. Bu da Kemalist çevrelerin ve resmi tarih savunucularının tepkisini çekmesine yetiyor. Geçtiğimiz günlerde Tek Parti Döneminde Muhalif Sesler (İletişim Y.) kitabı yayımlanan Koçak’la yakın tarihi ve muhalifleri konuştuk.

(daha&helliip;)


Tcdd’den Yılmaz Özdil’e: Sen ne kadar yerlisin!..

Sayın ÖZDİL,

25 Ağustos tarihli “Ne ördün filan…” başlıklı yazınızı üzülerek okuduk.

Yanlış ve eksik bilgilerle dolu…

İlk demiryolu imtiyazı İngilizlere verildi.  İzmir-Aydın demiryolu; 1856…

Bunu yine İngilizlere,  Almanlara,  Fransızlara, Belçikalılara, Ruslara verilen demiryolu imtiyazları izledi.

Askeri demiryolu hariç, demiryolu işletmeciliği Türklere kapalıydı.

(daha&helliip;)


Kenan Evren: Kimseye hayrım yok, zararımdan başka

Kenan Evren:
“1917 doğumluyum. Birkaç aydır hastanede yatıyorum. (Günlük zorunlu ihtiyaçlarını etkileyen bazı zorlanmalar) nedeniyle güçlük yaşıyorum. Her yere yardımla gidiyorum. Kendi başıma bir şey yapamıyorum. Düğmelerimi bile ilikleyemiyorum. Bu yaşa kadar insan yaşamamalı. Kimseye hayrım yok, zararımdan başka”

26.08.2012

Ayrıca bakınız: http://www.ntvmsnbc.com/id/25376967/


303 kaymakam tek tek fişlenmiş

Batı Çalışma Grubu 28 Şubat sürecinde kaymakamları tek tek fişlerken, hangi kaymakamların terfi ettirileceği, hangi kaymakamın açığa alınacağı, kimin yerinin değiştirileceğini de kararlaştırmış.

BALYOZ Darbe Planı davasının 100. duruşmasında seminerde darbe planının konuşulduğunu itiraf eden emekli Orgeneral Çetin Doğan’ın, 28 Şubat sürecinde iktidarı rehin aldığı ortaya çıktı. Doğan’ın “Başkanlığını ben yaptım” dediği Batı Çalışma Grubu (BÇG), tam 303 kaymakamı fişleyip tayin ve terfi listesini hazırlamış. BÇG’nin hazırladığı tayin ve terfi listesi Anasol-M Hükümeti tarafından aynen hayata geçirilmiş.

303 kaymakam tek tek fişlenmiş

TBMM Darbe Komisyonu ile Genelkurmay arasında gönderilip gönderilmediği tartışma konusu olan BÇG’nin fişleme listesine STAR ulaştı. 28 Şubat soruşturması kapsamında tutuklanan dönemin Genelkurmay Başkanlığı Plan Harekat Daire Başkanı Orgeneral Çetin Doğan tarafından hazırlanan BÇG listelerinde, sivil iktidarın yapması gereken tayin terfi işlerinin bizzat organize edilip iktidara dikte edildiği görülüyor.

(daha&helliip;)


Vakit gazetesi, 14 Nisan 1950: Arapça Tekbir Atatürk inkılabına saygısızlıktır…

Fevzi Çakmak’ın cenazesinde “Allah-u Ekber” diye Tekbir getirenler olmuştu. Bunun üzerine dönemin Vakit gazetesi şöyle manşet atmış :

(daha&helliip;)


Milliyetin gurur kaynağı – Şeriatın kalesini çökerten adam!

Milliyetin gurur kaynağı – Şeriatın kalesini çökerten adam!

 2002 yılında, haberi şu sözlerle sunan Milliyet açıkça din düşmanı olduğunu ve dine karşı Atatürk sevgisi kullanılacağını söylüyor. Gelelim haberden alıntılarımıza:

Sultanbeyli’de yasadışı faaliyet gösteren 10’dan fazla Kuran kursunu kapatan Kaymakam Hüseyin Eren, okula başlayan çocuklara Atatürk sevgisi aşılıyor!

(daha&helliip;)


Cumhurbaşkanları giderek yoksullaşıyor – Can DÜNDAR

Cumhurbaşkanları giderek yoksullaşıyor – Can DÜNDAR

En yüksek maaş alan cumhurbaşkanı Atatürk’tü, en düşük maaş ise Evren’e kısmet oldu

Cumhurbaşkanı maaşlarını altın alma gücüne göre gözden geçirdim. Sonuç şu: Köşk’ün sakinleri yıldan yıla yoksullaşıyor.

 İnsanın kendi maaşını belirlemesi güzel bir duygu olmalı… Ahmet Necdet Sezer geçen hafta kendisine yapılacak zam oranını belirledi:
“Cumhurbaşkanının maaşına yüzde 12 zam yapılsın” dedi.
Bahsettiği kendisi… Ama mayıstan sonra bu koltuğa halefi oturacak ve bu zam, onun cüzdanını dolduracak.
Sezer’in maaşı önceki yıl net 13 bin 690 YTL idi. 2006 başında yüzde 7 brüt zamla net 14 bin 150 YTL’ye çıktı.
2007 zammı belirleneceği zaman cumhurbaşkanı anlamlı bir jest yaptı ve “Memura ne kadar zam yapıyorsanız, bana da onu yapın” dedi.
Ve maaşı yüzde 12′lik zamla brüt 23 bin 650 YTL oldu.
Bunun 7 bin 790 lirası yani yaklaşık üçte biri kesintiye gidiyor.
Kalan net 15 bin 860 YTL…
Mayısta emekli olduktan sonra ise 9 bin 470 YTL emekli maaşı alacak.

(daha&helliip;)


14 Mayıs 2004 Milliyet’in “Bak kim geliyor” haberi üzerine

14 Mayıs 2004 Milliyet’in “Bak kim geliyor” haberi üzerine

Doğan Grubu’na bağlı Milliyet gazetesinin Gaziantep Öğretmenevi’ne göbeği açık olduğu gerekçesiyle bir bayanın alınmazken çarşaflı bir kadına izin verildiği şeklindeki kurgusal haberi yine aynı gruba bağlı Hürriyet gazetesince yalanlandı. Hürriyet gazetesi, gazetelere ve ekranlara yansıyan görüntüsünden erkek mi kadın mı olduğu kuşkusu duyulan çarşaflı kadını Ankara’da bularak konuşturdu. Çarşaflı kadının Gaziantep’te bir düğün nedeniyle bulunduğu ve tesadüfen öğretmenevinin bahçesinden kestirme olduğu için geçtiği ortaya çıktı. Bu haberle birlikte Doğan Grubu gazeteleri kendi kendilerini yalanladılar.

Olay nasıl gelişti?

(daha&helliip;)


M. Kemal: Sarık ve cüppe ile muvaffak olmanın imkanı yoktur.

M. Kemal: Sarık ve cüppe ile muvaffak olmanın imkanı yoktur. Artık medeni bir millet olduğumuzu cihana ispat ettik.


6 camide türkçe Kur’an – Ocak 1932 – bir gazete küpürü

6 camide türkçe Kur’an – Bugün şehrin bütün büyük camilerinde Türkçe Kuran okunacak- Ocak 1932 – bir gazete küpürü


Neden bir devlet armamız yok?

Neden bir devlet armamız yok?



Sahi hiç düşündünüz mü? Bizim ‘devlet armamız’ neden yoktur? İngiltere’nin at ve aslanlı, Hollanda’nın çift aslanlı armasını hatırlayın. Alabama eyaletinin kartallı armasını da. Moldova’nın, Çeçenistan’ın, Kazakistan’ın bile arması vardır ama bizim devletin arması yoktur. Tuhaf değil mi?

Bir de Osmanlı’nın II. Abdülhamid döneminde kemale eren o ihtişamlı devlet armasının şeklini ve mesajlarını düşününce bu olmayışın acısı daha derinden dağlıyor yüreğimizi. Abdülhamid’in 17 Nisan 1882 tarihli emri üzerine hazırlanan Osmanlı devlet arması Cumhuriyet’in ilanına kadar kullanılmıştır ama 1923′ten sonra nedense armasız bir devlet olmuşuzdur.

(daha&helliip;)


Hitler taktiği ile dindarları sindirmek – Yavuz Bahadıroğlu

Hitler taktiği ile dindarları sindirmek – Yavuz Bahadıroğlu 22 Ocak 2008


Hitler Yahudi kırımına “Tüm Yahudiler kötüdür ve düşmandır” diye başlamadı. Önce sivri çıkışlar yapanları budadı. Hatta onları kötülerken, bazı Yahudi bilginlerin Almanya’ya hizmetlerini övdü. O kadar dikkatli davrandı ki, kimi Yahudi önderler, “Canım bizim de aramızda bazı kötüler var, Hitler onları ayıklıyor, aslında ırkımızla bir derdi yok” diyerek, kenarda durdular.

Oysa Hitler’in derdi Yahudi ırkını ortadan kaldırmaktı. Ama bunu o ırkın tüm mensuplarını birleştirip cephe oluşturacakları tarzda yapmıyor, emdire emdire, sindire sindire yapıyordu.

Bu bir taktiktir… Bu taktik farklı zamanlarda farklı zeminlerde farklı şekillerde kullanılır. Mesela şimdilerde Türkiye’de de kullanılıyor.

Türkiye nüfusunun yüzde doksana yakını “oruç tutan” Müslüman olduğu için, böylesine büyük bir kitleyi kolay kolay hiçbir gazete, hiçbir yazar karşısına alamaz. çünkü gazetesini bu kitleye satıyor. Yazılarını bu kitleye okutup ekmek yiyor. Akıl var mantık var, taktik var (ama izan yok, insaf yok). Bu büyük kitleyi hem karşınıza almayacak, hem de büyük kitleye zarar verecek bir yöntem kullanacaksınız. Bunun için de önce, “elmacı, armutçu, sütçü” der gibi bir kavram üretecek, “Müslüman”a “İslâmcı” diyeceksiniz.
(daha&helliip;)


Derin Devlet – Abdurrahman Dilipak

Almanların derin devleti var mı?

Vardır. Hem de çok derin bir derin devlet..

Hitler’in derin mirasının bugün iki mirasçısı vardır: İsrail ve ABD..

Almanya bir garip ülke.. Kamil anlamda bağımsız bir ülke değil. Hâlâ işgal statüsünde.. Amerikan, İngiliz ve Fransız işgali bir şekilde devam ediyor..

Dolayısı ile Almanya’da bu üç ülkenin derin yapıları vardır.

Bir görünen Almanya’nın derin devleti vardır, bir de görünmeyen bir derin devlet..

En az 5 derin devleti olan bir ülke Almanya..

Alman Hristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) milletvekili Bernhard Lasotta, Baden-Württemberg eyaletinin Uyum Bakanı Bilkay Öney’in 17 Kasım 2011 tarihinde ANKA Haber Ajansı’na Almanya’daki Nazi cinayetleri ile ilgili yaptığı “Almanya’da da derin devlet var” şeklindeki açıklaması üzerine, Öney’i komplo teorisi yapmakla suçluyor. (daha&helliip;)


Asrımızın helvadan putu: Laiklik!

Asrımızın helvadan putu: Laiklik! – Şevki YILMAZ

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM Geçmişteki Anayasaları hazırlayan odaklar, anayasalarına bubi tuzakları ve mayınlar döşemeyi ihmal etmediler. İçi boşaltılmış kelimelerle bu tuzakları kurdular. “İlkeler” dediler, ama koydukları ilkeleri önce kendileri çiğnediler.

Ne devrimci, ne ulusçu, ne milliyetçi ve ne de halkçı oldular. Ancak hapçı bir nesil yetiştirmeyi ve ülkemizin geri kalmışlığını bu tuzaklarla başardılar. “Cumhuriyet” dediler, cumhurun seçtiklerini ihtilâllerle yediler. Halkımız uyutulurken demokrasi havarisi kesildiler. Uyandığımızda da sivil iktidarların önünü sivri güçle kestiler.
Senelerce “laiklik elden gidiyor!” diye feryat ederek halkımızın örfüne, âdetine, ırkına, mezhebine ve dinine hunharca saldırdılar. Kısaca taşları bağlayıp, köpekleri üzerimize saldılar. Bizi ve ülkemizi hayırlı her sahada geri bırakmayı başardılar.
Hâlbuki dünyada 90 yıldır savaşmayan şanslı ülkeler arasındaydık. Cihan harblerinde birbirini yiyen ülkelerin 90 sentine bizleri muhtaç ettiler. Bu ihanetleri laikliği ve devrimleri koruma ve kollama gerekçesiyle yaptılar.
Laiklik nedir? Türkçe, Kürtçe, Arapça manasını söyleyin? (daha&helliip;)


Eğitim Kemalizm’den arındırılmalı

ÖZGÜR EĞİTİM-SEN GENEL BAŞKANI YUSUF TANRIVERDİ: EĞİTİM KEMALİZMDEN ARINDIRILMALI

“Türk Millî Eğitim ideolojisi Kemalist siyasal bir öğreti temelinde yapılandırılmıştır” diyen Özgür Eğitim-Sen Genel Başkanı Yusuf Tanrıverdi, sistemin bu ideolojik dayatmadan tamamen kurtarılması gerektiğini ve bunun için yapılması gerekenlerden birinin de Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi dersinin kaldırılması olduğunu vurguladı.

 ANDIMIZ DA KALDIRILMALI

Özellikle 12 Eylül’den sonra Kemalizm öğretisinin yalnızca İnkılâp Tarihi ve Millî Güvenlik dersleriyle sınırlı kalmayıp tüm derslerin içine yayıldığına dikkat çeken Tanrıverdi, her gün okulların önünde askerî bir nizamla ve komutlarla dizilen öğrencilere okutulan “and”ı da eleştirerek bunun da kaldırılması gerektiğini söyledi.

(daha&helliip;)


Kemalist milliyetçiliği bünyemizden atmalıyız

Kemalist milliyetçiliği bünyemizden atmalıyız

Kadir Has Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hasan Bülen Kahraman, Türkiye’nin demokratikleşme yönünde değiştiğini ve bunu taşıyan toplumsal kesimin de Müslümanlar olduğunu söyledi. Müslümanlarda demokratik bilincin yükseldiğini ifade eden Kahraman, kötü milliyetçiliğe dikkat çekerek; “Bununla sadece İslami kesimin değil, Türkiye’nin yüzleşmesi gerekiyor. Türkiye’nin Kemalist milliyetçiliği bünyesinden çıkartması gerekir” dedi.
(daha&helliip;)


Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 70 takipçiye katılın